Ayrımın Arkasındaki Politik NedenlerThis is a featured page


Erkek ve kadın sünneti arasındaki ayrımı meşrulaştırmak için kullanılan daha önce saydığım tıbbi ve dini nedenlere ek olarak politik nedenler de unutulmamalıdır. 12 Ocak 1992'de Cenevre'deki WHO'dan Dr. Leyla Mehra'ya sorduğumu hatırlıyorum :

Neden WHO sadece kadın sünneti ile ilgileniyor ve erkek sünnetini gözardı ediyor?” Şöyle cevaplamıştı : Erkek sünneti İncil'de geçiyor. Bizim Yahudilerle başımızın belaya girmesini mi istiyorsun?

Aynı gün Inter-Afrikan komitesinin başkanı Bayan Berhane Ras-work'ı ziyaret ettim. Garip bir şekilde o da sanki birbirlerine danışmışlar gibi aynı cevabı verdi.Burada WHO'nun kadın sünneti ile ilgili pek çok belge yayınlayıp konferans düzenlediğini hatırlayalım. Erkek sünneti ile hiç ilgilenmemiştir. Yahudi çevrelerle problem yaratmamak için “kadın sünneti” kelimesini de “kadın jenital sakatlaması” olarak değiştirmiştir.

Bildiğimiz gibi Rabbiler sünnetin Yahudiliğin ve Yahudi Kimliğinin önemli bir parçası olduğunu düşünürler. Bu yüzden, uygulamaya karşı herhangi bir saldırıyı kendi inançlarına karşı yapılmış sayarlar. Yahudi olmayan sünnet karşıtlarını Anti-Semitist olarak yargılarlar.

Yahudiler anti-semitist terimini Yahudilere düşman olan bütün davranışları betimlemek için kullanırlar. Ne var ki bütün Yahudiler semitik değildirler, ve semitik Yahudiler de, semitik insanlar (hami-sami dillerini konuşanlar, mesela araplar) topluluğunun sadece ufak bir bölümüdür. Öte yandan, bir "sünnetçi toplumlar" listesi yapılırsa, Yahudilerin bunun en küçük kısmını oluşturduğu, (16 milyonluk küçük nüfusları nedeniyle) buna karşın bir milyarlık Müslümanların ve 350 milyonluk Hıristiyanların ise ilk iki sırayı paylaştığını görürüz. Ayrıca, artan sayıda Yahudi artık çocuklarını sünnet etmemeyi tercih etmektedir. Son olarak, Yahudi çocuğun sünnetine karşı gösterilecek sessizliğin Yahudilere karşı düşmanca bir tutum olduğunu düşünebiliriz, çünkü bu, onların da diğerleri gibi korumayı haketmediği ve sağlam bir vücuda hakları olmadığı anlamına gelirdi.

Anti-semitist suçlamasının tutarsızlığına karşın, bu suçlamanın erkek sünneti konusundaki tartışmada ciddi yansımaları vardır. İki uygulama hakkındaki benzerliği gizlemek, böylece de Yahudileri gücendirmekten sakınmak için “kadın sünneti” terimi “kadın jenital sakatlaması” olarak değiştirilmiştir.

Erkek ve kadın sünnetini karşılaştırdığım için ben de, 1997'deki Antisemitizm Dünya Raporunda şu şekilde suçlanmıştım: "Filistinli Hıristiyan asıllı İsviçreli hukukçu Sami Aldeeb tarafından, Nisan ayında, kadın klitoridektomisi ile Yahudi törensel sünnetini kıyaslayan ve bu şekilde Yahudilere saldıran bir kitap yayınlanmıştır" Raporun değindiği kitabım şu başlığı taşıyordu: “Yehova ya da Allah adına sakatlamak, erkek ve kadın sünnetinin meşrulaştırılması” Rapordaki belge, Miriam Pollack'ın da katıldığı, 1994'de Maryland'de toplanan 3. Uluslararası Cinsel Organ Sakatlamaları Sempozyumu'nda dağıtılmıştır. Bu belgeyi değişik Yahudi gruplarına dağıtmasının amacı, bana karşı harekete geçmelerini sağlamaktı. Pek çoğu bana karşı suçlayıcı mektuplar göndermiştir. Pollack, Lozan'daki 4. Uluslararası Sempozyum'da, belgedeki bazı fikirlere karşı çıkmıştır:

ABD'de Yahudi olmayanlar arasındaki yüksek sünnet oranına Yahudilerin sebep olduğu, ya da Yahudilerin rutin bebek sünnetini, gizli Hıristiyan müritler kazanmak için savundukları gibi iddialar yalnızca kötü niyetli değil, aynı zamanda yanlıştır da. Bütün bunlar “Yahudi” kelimesini şeytanın vücut bulmuş hali gibi yansıtan düşünceden çok uzak değildir ve abartılmış Yahudi gücü, Yahudi komplosu gibi tehlikeli şeyleri hatırlatmaktadır. Yahudiler, Hıristiyanlardan farklı olarak dinlerini yaymaya çalışmazlar, ve böyle bir şey olduğunda da süreç oldukça uzun ve zahmetlidir. Bu tür düşüncelerin yayılması, Yahudi toplumuna karşı düşmanca bir ortamın oluşmasına yol açmakta, ve ileride laik Yahudilerin bile diğerleri ile safları sıklaştırmasına yol açarak sünnete karşı hareketin zayıflamasına yolaçma tehlikesini taşımaktadır."

Anti-semitizm suçlaması yalnızca Yahudilerden değil, Hıristiyanlardan da gelmektedir, ve hem Yahudilere hem de Yahudi olmayanlara yöneliktir. Çocuk Hakları İçin Hemşireler adındaki örgütün kurucusu Yahudi asıllı hemşire Betty Katz Sperlich şöyle der :

“Yahudi olmayanlar tarafından anti-semitiklikle suçlandım. Ama bir Yahudi olarak nasıl olur da sünnete karşı tavır almazdım? O zaman Yahudi bebeklere bir kötülük yapmış olurdum"

Bu ikilemin bir örneğini daha burada belirtelim. 25 Eylül 1998'de, İtalya'nın biyoetik komitesi erkek sünnetini değilse de kadın sünnetini bir kanun ihlali olarak kabul eden bir pozisyon aldı. Bu komite ayrıca, devlet laikliği nedeniyle, tıbbi olmayan dini sünnetin sosyal sigorta sistemi içine giremeyeceği hükmüne vardı. Aynı gün Tüketiciler Derneği Başkanı yaptığı basın açıklamasında, kararı “Anti -Yahudi ve Anti- Siyonist” olarak suçladı!

Anti-semitist olarak suçlanma korkusu, ABD'de sünnet karşıtı hareketin yalnızca hastanede doğumdan sonra yapılan sünnetler ile sınırlanmasına ve dini sünnetlerin gözardı edilmesine yol açmıştır. Ama bu davranış, hareket için ahlaki bir sorun teşkil eder. Çünkü, Yahudi çocukları korumak için bir neden olmadığı anlamını taşır. Bu davranışın bir sonucu, bazı Yahudi asıllı erkeklerin, yalnız toplumları tarafından kurban edildiklerini değil, aynı zamanda diğerleri tarafından da terkedildiklerini düşünmelerine yol açacaktır. Bu terkedilmeyi de, anlaşılır bir şekilde, bir çeşit “anti-semitizm” olarak algılayacaklardır.

NOCIRC başkanı Marilyn Milos'a, erkek sünnetine karşı çıkması nedeniyle anti-semist olarak suçlanıp suçlanmadığını sordum. Şöyle cevapladı :

"Başlangıçta, hiç dini sünnetten bahsetmememe rağmen, anti-semitik olarak suçlanıyordum. 1987 yılında Florida'dan Yahudi asıllı bir avukat, çocuklar ve bebekler için yaptıklarımı öven bir mektup gönderdi. Daha sonra da Yahudi ve Müslüman doğan çocukların vücut bütünlüklerini savunmadığım için beni eleştirdi. Şöyle soruyordu bana : “Anti-Semitik misin?” Artık söylemekten çekinmiyorum: Bütün çocukların kendi vücutlarına sahip olmaya hakları vardır!"

Bir Amerikalı doktor, anti-semitist suçlaması korkusunun sonuçlarını şöyle anlatır:

Sünnetin Yahudi ve İslam inancındaki yeri nedeniyle, pek çok doktor sünnetin sakat bırakan etkilerini, diğer Müslüman ve Yahudi asıllı doktor ve hastalarını gücendirmekten ve en çok da anti-semitist suçlamasından korktuğu için açıklamaktan çekiniyor. Yahudilerin hassas oldukları bir konuya dokunmakla ilgili bu mantık dışı korku ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri departmanına da sıçramıştır. Dinsel olmayan sünnetleri engellemek için ne yapılabileceği sorulduğunda cevap, “tıbbi olmayan sünnetlerle ilgili yapılabilecek herhangi bir şeyin, dini gruplarca kendilerine yapılmış bir saldırı olarak algılanabileceği, ve hükümetimizin dinsel uygulamalarla ilgili doğrudan ya da dolaylı olarak böyle bir kararı alamayacağı” olmuştur.

10 Ekim 1996'da, Ontario televizyonu, bir rabbi tarafından başarısız olarak sünnet edilen bir Yahudi çocuğunu anlatan It's a Boy, adlı filmi yayınladı. Bu film, Kanada Yahudi topluluğu tarafından anında “propaganda....anti-Yahudi ve anti-İslam” diye nitelendirildi. Toronto'daki "Simon Wiesenthal Centre for Holocaust Studies “adlı kuruluş, devlet tarafından finanse edilen eğitim amaçlı bir kanalın, en eski Müslüman ve Yahudi geleneklerinden birine karşı bu tür yayınları yapmasını uygunsuz bulduğunu açıkladı. Kanada Yahudi Topluluğu bu açıklamayı desteklemiş, “TVO'nun utanç verici bir şekilde davrandığını” belirterek şunları söylemiştir :

"Laik, humanist, veya ateist, bu uygulamaya karşı çıkan her kim ise boşuna çaba harcıyor. Tarih boyunca pek çoğu aynısını denedi, çoğunluğu da Yahudilere zarar vermek düşüncesinde idi. Ama tarihin de kanıtladığı gibi, artık brit milah'ı yargılayamazlar, tıpkı Tanrı'nın bir diğer işareti olan gökkuşağını yargılayamayacakları gibi."

Burada şunu hatılamalıyız ki, dünyadaki bütün ülkelerin kanunları, fiziksel bütünlükten bahseder, ve bunun ihlal edilmesine karşı caydırıcı cezalar koyar. Ama garip bir şekilde bu hak Evrensel Beyanname'de, Medeni Haklar Antlaşmasında, Çocuk Hakları Anlaşmasında ve Avrupa İnsan Hakları Anlaşmasında atlanır. Bu hakka değinen yalnız iki uluslararası belge vardır, 1969 Amerikan İnsan Hakları Anlaşması ve 1981 Afrika İnsan Hakları Beyannamesi

Sonuç ve Referanslar



No user avatar
ametumus
Latest page update: made by ametumus , May 15 2007, 1:36 PM EDT (about this update About This Update ametumus Edited by ametumus

2 words added
2 words deleted

view changes

- complete history)
Keyword tags: Sünnet
More Info: links to this page
There are no threads for this page.  Be the first to start a new thread.

Related Content

  (what's this?Related ContentThanks to keyword tags, links to related pages and threads are added to the bottom of your pages. Up to 15 links are shown, determined by matching tags and by how recently the content was updated; keeping the most current at the top. Share your feedback on Wetpaint Central.)